Travma ve İyileşme | Didem Ergin


“Yine aynı yere döndüm.”

Travma ve iyileşme sürecinde, kişisel bir dönüşüm yolculuğunda ya da yalnızca kendinizle daha barışık olmaya çalışırken bu cümleyi içinizden kaç kez geçirdiniz? Haftalarca üzerinde çalıştığınız bir duygu, tam da geride kaldığını düşündüğünüz bir anda yeniden karşınıza çıkar. Aynı kaygı, aynı öfke, aynı eski yara… Ve çoğu zaman bunu bir yenilgi gibi okursunuz: “Demek hiçbir şey değişmemiş.”

Oysa çoğu zaman bir şeyler değişmiştir. Yanlış olan, iyileşmenin nasıl işlediğine dair beklentimizdir.

İyileşme neden doğrusal değildir?

Çoğumuz iyileşmeyi bir merdiven gibi hayal ederiz: her gün bir basamak yukarı, giderek daha iyiye, geri dönüşü olmayan bir ilerleme. Bu hayali haritaya göre kötü bir gün yaşamak ya da eski bir tepkiye geri dönmek, yalnızca tek bir anlama gelebilir: “Başarısız oldun.”

Ne var ki insan zihni ve sinir sistemi böyle çalışmaz. Beyin, özellikle değişim ve dönüşüm süreçlerinde doğrusal ilerlemez; ileri ve geri hareket eden, salınan bir sistemdir. İyi günlerle zor günler iç içe geçer. Bir hafta kendinizi son derece dengeli hissedersiniz, ertesi hafta küçücük bir tetikleyici sizi yıllar öncesine götürür. Bu dalgalanma bir arıza değil, iyileşmenin doğal ritmidir.

Aslında psikolojik anlamda iyileşmek, çoğu zaman sanıldığı gibi “eski hâline dönmek” de değildir. İyileşme, kaybedileni geri kazanmak değil, yaşananı yeni bir yaşam düzenine yerleştirebilmektir. Bu yüzden bize merdivenden daha isabetli bir metafor gerekir:

İyileşme düz bir çizgi değil, bir spiraldir.

Neden hep başa dönmüş gibi hissederiz?

Bir spirali kuş bakışı, yukarıdan düşünün. Döne döne ilerler ve her turunda başlangıç noktasının tam üzerinden bir kez daha geçer. Haritaya yukarıdan bakınca sanki hep aynı yerdesinizdir. Oysa aynı spirali yandan gördüğünüzde asıl gerçek ortaya çıkar: her turda biraz daha yükselmişsinizdir.

İyileşme de böyledir. Aynı duyguyla, aynı tetiklenmeyle ya da aynı ilişki kalıbıyla yeniden karşılaşmanız, hiç yol almadığınız anlamına gelmez. Çoğu zaman yalnızca spiralin başka bir katındasınızdır. Manzara tanıdıktır, ama siz artık oraya farklı bir yükseklikten bakıyorsunuzdur.

Aynı yere döndüğünüzü fark edebilmeniz, başlı başına bir ilerlemedir.

Bir zamanlar hiç fark etmeden içine düştüğünüz bir duruma bugün “işte yine buradayım” diyebiliyor olmanız, o yeri tanıyacak kadar farkındalık kazandığınızı gösterir. Görmediğiniz bir kalıbı değiştiremezsiniz; görmeye başladığınız an, değişim çoktan başlamış demektir.

Travma ve İyileşme: Kaldırımdaki çukur

Bu deneyimi belki de en güzel anlatan metinlerden biri, Portia Nelson’ın “Beş Kısa Bölümde Otobiyografi” adlı şiiridir. Didem Ergin de iyileşmenin bu spiral doğasını anlatırken sıkça bu şiire başvurur; çünkü şiir, beş kısa bölüm boyunca aynı sahnenin nasıl dönüştüğünü çarpıcı bir sadelikle gösterir.

  1. Kişi yürüdüğü yolda derin bir çukura düşer; kaybolmuş, çaresiz hisseder ve suçu yola atar.
  2. Aynı yoldan yine geçer, çukuru görmezden gelmeye çalışır ama yine düşer.
  3. Çukurun orada olduğunu bilerek yürür ve yine düşer; ancak bu kez farkındadır, sorumluluğu üstlenir ve daha hızlı çıkar.
  4. Çukuru görüp etrafından dolaşmayı öğrenir.
  5. Ve en sonunda basit ama dönüştürücü bir seçim yapar: başka bir sokaktan yürümeye başlar.

Fark ederseniz, kişi her bölümde “aynı yol”dadır. Manzara değişmez; değişen, kişinin o manzarayla kurduğu ilişkidir. Önce farkındalık gelir, sonra sorumluluk, sonra yeni bir davranış ve nihayet yeni bir yol. İşte iyileşmenin spiral doğası da tam olarak budur: aynı çukurla defalarca karşılaşırsınız, ama her seferinde ona biraz daha uyanık ve biraz daha şefkatli bir yerden bakarsınız.

Aynı duygular ve tetiklenmeler geri geldiğinde

Peki o eski duygular neden bir türlü tümüyle gitmez? Çünkü tetiklenme bir zayıflık değil, sinir sisteminizin öğrenilmiş bir koruma biçimidir. Bir zamanlar sizi güvende tutmak için kurulan bu tepkiler, benzer bir işaret algıladıklarında otomatik olarak yeniden devreye girer. Yorgunluk, stres, yalnızlık ya da reddedilme hissi gibi durumlar bu eski devreleri en kolay uyandıran tetikleyicilerdir. Sinir sisteminin bu şekilde dengesini yitirmesine disregülasyon denir ve sandığınızdan çok daha yaygın bir deneyimdir.

Bu yüzden iyileşme, “bir daha asla tetiklenmemek” değildir. İyileşme, tetiklendiğinizde ne olduğunun değişmesidir. Eskiden bir tetiklenme sizi günlerce içine çekerken, bugün belki birkaç saatte kendinizi toparlayabiliyorsunuzdur. Zamanla geliştirdiğiniz bu toparlanma becerisi, aslında bir sinir sistemi regülasyonu pratiğidir. Eskiden o anın içinde tümüyle kaybolurken, bugün “şu an tetiklendim, bu duygu geçmişten geliyor” diyebilecek küçük bir mesafe bulabiliyorsunuzdur. İşte o küçük mesafe, spiralde kat ettiğiniz yolun ta kendisidir.

Spiralin başka bir katında olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Değişim çoğu zaman sessizdir ve fark edilmesi güçtür, çünkü kendimize karşı çoğu zaman en sert eleştirmen yine biziz. Yine de birkaç işaret, ilerlediğinizi gösterir.

Aynı olay karşısında toparlanma süreniz kısalmıştır. Bir duyguyu yaşarken artık onun içinde tümüyle kaybolmak yerine onu fark edip adını koyabiliyorsunuzdur. İç sesiniz biraz daha yumuşamıştır; “yine mi yaptım bunu” yerine “şu an zor bir an yaşıyorum” diyebiliyorsunuzdur. Ve belki en önemlisi, geri döndüğünüzü hissettiğiniz anlarda kendinize eskisi kadar acımasız davranmıyorsunuzdur.

Bunların hiçbiri gösterişli değildir. Ama iyileşme zaten gösterişli bir şey değildir. Çoğu zaman yalnızca biraz daha fazla farkındalık, biraz daha fazla kapasite ve kendinize biraz daha fazla şefkatten ibarettir. Bu fark etme kapasitesini güçlendirmenin en etkili yollarından biri de düzenli bilinçli farkındalık (mindfulness) pratiğidir.

İyileşme ne kadar sürer?

Bu sorunun net bir takvimi yoktur ve olmaması da doğaldır. Herkes kendi hızında, kendi zamanında iyileşir. Spiral metaforunun en özgürleştirici yanı da budur: varılacak sabit bir “bitiş çizgisi” yoktur. İyileşme, bir gün ulaşıp tamamlayacağınız bir hedef değil, kendinizle kurduğunuz ilişkinin giderek daha şefkatli hâle geldiği süregiden bir süreçtir. Bu yüzden “geciktim” diye bir şey yoktur; her tur, her durak, yolculuğa dâhildir.

Geri düşüş bir başarısızlık değil, sürecin bir parçasıdır

Kendine karşı aşırı eleştirel olmak, iyileşme yolculuğunu en çok yavaşlatan şeylerden biridir. İç eleştirmen, atılan her adımı yetersiz bulur ve her geri düşüşü bir kanıt gibi kullanır: “Gördün mü, değişmiyorsun.” Bu ses ne kadar yükselirse, iyileşmek o kadar zorlaşır. Oysa her zaman güçlü görünmek zorunda değilsiniz; kırılganlığınızı fark etmek ve kabul etmek de iyileşmenin bir parçasıdır.

Geri düşüşler rastgele yaşanmaz ve bir yenilginin işareti de değildir. Çoğu zaman tam da yeni bir katmana geçmeden hemen önce ortaya çıkarlar. Öz-şefkat tam burada devreye girer: kendinize, sevdiğiniz birine göstereceğiniz anlayışı gösterebilmek. Zor bir gün yaşadığınızda kendinizi yargılamak yerine “bu da sürecin bir parçası” diyebilmek, spiralde bir sonraki tura çıkmanın en yumuşak yoludur.

İyileşmek, zorluklar karşısında hiç sarsılmamak değildir. Sarsıldığınızda kendinizi yeniden toparlayabileceğinizi bilmek ve o anda kendinizi yalnız bırakmamaktır.

Kendi sarmalınızda yalnız değilsiniz

Eğer bu satırlarda kendinizi bulduysanız; geçmişle bugünü ayırmakta zorlandığınızı ya da aynı yerlere dönüp durduğunuzu hissediyorsanız, bilin ki bu, iyileşmediğiniz anlamına gelmez. Yalnızca spiralin bir sonraki katına hazırlanıyor olabilirsiniz.

Didem Ergin · Dönüşen Zihin

Güvende Hissetme Sanatı ve fazlası
Dönüşen Zihin Yıllık Aboneliği

Sinir sisteminizin güven kapasitesini genişletmek istiyorsanız, Polivagal Teori temelli ve travma duyarlı “Güvende Hissetme Sanatı” eğitimi tam da bunun için tasarlandı. Bu eğitime; ayrıca öz-şefkat, mindfulness, sinir sistemi ve ilişkiler üzerine 100 saati aşkın içeriğe, aylık canlı buluşmalara ve rehberli meditasyonlara yıllık abonelikle kendi ritminizde erişebilirsiniz.

Yıllık Aboneliği İncele →

Çünkü iyileşme, tek başına çıkılması gereken bir yol değildir.


Bu yazı psikoterapi ya da tıbbi tavsiye niteliği taşımamaktadır. Zorlayıcı ruhsal belirtiler için bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmanız önerilir.