Küçük bir şey oluyor. Gerçekten küçük. Birileri sizi yanlış anlıyor, bir e-posta beklediğiniz gibi gelmiyor, trafik beklenenden uzun sürüyor. Ve siz kendinizi saatler sonra hâlâ o anın içinde buluyorsunuz. Öfke, kaygı ya da tuhaf bir uyuşukluk. Geçmiyor.
“Bu kadar küçük bir olay beni neden bu kadar sarsıyor, neden aklımdan çıkmıyor?” diye soruyorsunuz kendinize.
Cevap büyük ihtimalle sinir sisteminizde.
Disregülasyon nedir?
Disregülasyon, sinir sisteminin bir uyarana verdiği tepkinin orantısız hale gelmesidir. Yani tehdit küçük ama tepki büyük. Ya da tam tersi her şey yolunda görünüyor ama siz tamamen kapanmış, hissizsiniz.
Sinir sistemimiz sürekli bir değerlendirme yapıyor: “Güvende miyim?” Bu soruya verilen yanıt her an değişiyor, çoğunlukla farkında bile olmadan. Güvende hissettiğimizde sinir sistemimiz düzenli çalışıyor buna regülasyon deniyor. Tehdit algıladığında ya da birikmiş stres fazla geldiğinde ise sistem dengesini kaybediyor. İşte bu duruma disregülasyon deniyor.
Disregülasyon nasıl hissedilir?
Disregülasyon her insanda farklı şekilde görünür. İki ana biçimi vardır:
⬆ Aşırı Aktivasyon
- Kalp hızlanır
- Düşünceler durmaz
- Uyku gelmez
- Küçük şeyler tahammül edilemez hale gelir
- Sürekli tetikte, sürekli bekleyişte
⬇ Yetersiz Aktivasyon
- Hiçbir şey hissetmez
- Hiçbir şey yapmak istemez
- Geçmeyen bir yorgunluk
- Motivasyon imkânsız
- Kendinden kopuk, boş bir his
İkisi de disregülasyon. Biri çok fazla gaz, diğeri çok fazla fren.
Emosyonel disregülasyon: Duygular neden kontrolden çıkar?
Sinir sistemi disregülasyonunun en çok fark edilen yüzü duygularda kendini gösterir.
Emosyonel disregülasyon, duygunun tetiklenmesi ile duyguya verilen tepki arasındaki dengenin bozulmasıdır. Normalde bir duygu gelir, bir süre kalır, geçer. Disregüle bir sinir sisteminde ise duygu ya çok hızlı patlar, kontrol edilemez hissedilir ya da tam tersine hiç hissedilmez, içeride bir yerde sıkışıp kalır.
Bu kişinin karakteriyle ilgili ya da iradesiyle kontrol edebileceği bir durum değildir. Sinir sisteminin öğrenilmiş tepki kalıplarıdır.
Disregülasyonun nedeni nedir?
Sinir sistemimiz geçmişi unutmaz. Yaşanan stresler, erken dönem deneyimler, uzun süreli baskı hepsi sinir sistemine yazılır. Beden bunları sessizce taşır.
Bu yüzden bazen mantıklı olmak yetmez. “Aslında tehlike yok, sakinleşmem lazım” dersiniz ancak sinir sisteminiz sizi dinlemez. Çünkü o, düşüncelerinizden çok daha hızlı çalışır. Tehdit algısı oluştuğunda beyin zaten tepkiyi başlatmış olur.
🧠 Polivagal Teoriye Göre
Sinir sistemi üç temel durumda çalışır: güvenli bağlantı, savaş-kaç ve donma. Disregülasyon çoğunlukla ikinci ve üçüncü durumlar arasında sıkışıp kalmak anlamına gelir.
Disregülasyonun bedendeki izleri
Otonomik sinir sistemi kalp atışını, solunumu, sindirimi, uyku düzenini yönetir. Bunların hiçbiri bilinçli kontrolümüzde değildir.
Sürekli yorgunluk, sindirim sorunları, uyku bozuklukları, baş ağrıları bu belirtiler farklı nedenlere işaret edebilir. Tıbbi bir değerlendirme her zaman önceliklidir. Ancak tüm testler normal çıktığında, doktor “stres kaynaklı” dediğinde o noktada sinir sistemine bakmak anlamlı hale gelir. Uzun süreli stres ve disregülasyon, bedende bu izleri bırakabilir.
Disregülasyon değişebilir mi?
Sinir sistemi sabit değildir. Nöroplastisite, yani beynin değişme kapasitesi sayesinde sinir sistemi yeni tepki kalıpları öğrenebilir. Ancak bunun için bilişsel farkındalık tek başına yeterli değil. Beden de bu sürece dahil olmalıdır.
Nefes, hareket, ses, güvenli ilişki deneyimleri, düzenli pratikler bunların hepsi sinir sistemine “güvende” mesajı verir. Tekrarlayan bu mesajlar zamanla sinir sisteminin tepki eşiğini değiştirir. Bu uzun ve sabır gerektiren bir süreçtir; ancak mümkündür.
Didem Ergin · Dönüşen Zihin
Güvende Hissetme Sanatı
Klinik Temelli Sinir Sistemi Eğitimi
Polivagal teori, sensorimotor yaklaşım ve klinik psikoterapi pratiğinden beslenen 8 haftalık bu program; disregülasyon örüntülerinizi fark etmenizi ve yeniden regülasyon için somut araçlar geliştirmenizi destekliyor.
Kendi kendinize uygulayabileceğiniz bir başlangıç
Disregülasyon durumu için bir şey denemek istiyorsanız, bir sonraki kez kendinizi tetiklenmiş hissettiğinizde şunu yapın:
- Durun.
- Ayaklarınızın yere değdiğini hissedin.
- 4 saniye boyunca nefes alın, 6 saniyede verin.
- Bunu 3 kez tekrarlayın.
Bu sihirli bir çözüm değil. Ancak sinir sistemine “tehdit geçti, güvende olabilirsin” mesajı veren en basit araçlardan biri. Parasempatik sisteminizi aktive eder ve aşırı aktivasyonu biraz yavaşlatır.
Kendi kendinize deneyebileceğiniz ve faydasını görebileceğiniz küçük bir başlangıç.
Bu yazı psikoterapi ya da tıbbi tavsiye niteliği taşımamaktadır. Sinir sistemi semptomları için önce bir sağlık profesyoneline başvurmanız önerilir.

